Granit, başlıca kuartz ve feldispat mineralleri ile az miktarda mika, amfibol ve diğer minerallerin oluşturduğu büyük granüllü (granit sözcüğünün türediği kök) volkanik ve plütonik kayalardır. Granit, mağma tarafından oluşturulması nedeniyle volkanik yapılı bir taş türüdür. Mağmatik teoriye göre granit mağmanın kristal damıtımı sonucu oluşmuştur. Bu teorinin sonucuna göre ise granit yapıların nedeni mevcut kayaların içine nüfuz eden sıvı mağmadır. Yavaş yavaş soğuyan mağma granit yapıların büyük kristallerini oluşturur. Granit kayaların içindeki granüller tasarlanmış bir yapıdan ziyade rastgele dizilmişlerdir; bu tür bir yapı ise granite plütonik (büyük ve derine gömüşmüş gövdeli) özelliğini kazandırır. Granitin ikinci belirgin özelliği büyük granüllerden oluşmasıdır. Granit kelime kökü itibariyle Latince granum’dan türemiştir. Granitin granülleri tek boyda olmayıp; değişik boylarda ve gözle seçilebilecek kadar büyük granüllerden oluşmaktadır. Üçüncü ve son özellik ise granitin kuvars, feldispat ve diğer mineralleri içermesidir. Bütün granit türleri mutlaka kuvars ve feldispat içermekle beraber; diğer mineralleri ise az miktarda olmak üzere granitin bazı türleri içermekle beraber bazı türleri ise hiç içermez. Bu minerallerin yoğunluk oranları ise %50 ve daha fazla feldispat, %25-40 kuvars ve %3-10 mika, amfibol, biotit ve hornblenttir. Granitin rengi, dokusu ve yapısal karakteri bu mineraller ile belirlenmektedir. Açık renkli granitler örneğin beyazdan pembeye doğru kuvars ve feldispat granüllerinin varlığı gösterirken, siyah renkler ise biotit ve hornblent varlığını gösterir.


